Pazar Notlar-3

 

İşte yine pazar.

İşi yüzünden iş kolik olan adamların varlığı hastalık belirtisi gösterirken, adını bile doğru dürüst hatırlamamana sebep oluyor ertesi günde gördüğünün yüzünü.

Bu kalpsizlik değil ki. Hastalık dedim.

Kullanılmışlık hissi yaratan herşey kötüdür üzerinde duruyorum esasında. Muhtemelen vicdan yaptım.

Aslında kimse bilmiyor (tabi lafta, söylemeye çekiniyor diyelim)

Ve mantıksızda değil söyleyeceğim.

Mesela;

Terkedilmiş bir adamın çektiği acı üzerine;

Gidenin kaybettiğini düşünmenin ne kadar zor olabileceğini anlayamayan bir adamdır. Bu hatırlatmanında çaresi yok gibidir. 

Gayri ahlaki bir ortamda gayri ahlaki bir şekilde tanışmış kadınla/erkeğin ikisinden birinin sabah uyanınca diğerinin adını hatırlamaması ne kadar kırabilir diğerini?

Parasıyla mutlu ettiğin birinin 5 yıl sonra terk ettiğinde ha param içinmiş diye sızlanan birinin o kadar zamandır bunak sessizliğinin,

 "bu yazdıkların nereye gidecek hacım" diyerek sormadıysan şimdi vaz geçtim.

Küfürle başlayıp bir tebessümle biten cümle gibiyim bildiğin. Tebessüm sebebi karşımdaki tabi.

Peki ne kadar kendine karşı dürüst oluyorsun?

Dahası kendine söylenen yalanların kötülüğünün miktarının başkasına söylemekten daha tehlikeli ve fazla olduğunun farkındamısın?

Acınası halin sureti iniyor göğsüne, tebessüm bile kurtaramıyor dağıtmak için kafandakileri. Sevda anlatmak için kurulan cümleler acizliğe dönüşüyor. Yalvarmaya yakın, onurdan uzak yanlızlığı boyayla kapatmalar.

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !